Ne kadar da güzeldi maçlara ilk gittiğim zamanlar. O zaman da babam götürmezdi Maraton'a, kaybolurum diye. İhtişamı korkunç, heybetliydi de. O tribünde olanlardan gelen en mantıklı sorular "Golü kim attı?" ve "O Rapaiç mi?" gibi sorulardı. Akşam eve gelince nasıl gol atmışız diye maç özetleri izlenen... Korkuturdu, olması gereken de o'ydu. Sonra yıkıldı duvarlar, yapıldı tekrar. Eskisi gibi olmadı aşikar. Dışarıdan bakınca ihtişamlıydı ama bir şeyi eksikti sanki. Eksikliği ilk başlarda hissedilmedi de aslında. Sonra o tribünde bulunanların hepsi aynı hatayı yaptı. Muhterem başkanımız "İngiliz tribünleri gibi olacak" dediğinde kulak asmadık. Ya hadi yoluna bak dedik belki de. Hala görkemliydi Kadıköy. Bir 6 Kasım vardı. Yok skorundan bahsetmeyeceğim. Öz abimin 15 yaşında belinde on meşale soktuğu maçtı. Benim için anlam o'ydu. Takım çıkınca Maraton altın yandığı, Hasan Şaş'ın kaçarak oynadığı maçtı.
Yavaştan sindirilmeye başlandık ama anlamamıştık. Cezalar, yüksek fiyatlar derken başkan ve yönetim yanlı bazı basın organlarının lekeleyici haberleri on senedir üzerimizden atamadığımız talihsiz bir lekeyi sıçratıyordu. Biz Fenerbahçeliyiz dedikçe uzaklaştırıldık. Bölündük, birbirimize kırdılar. Hala varız dedikçe tepemize çıktılar sonra da o basının istediği geçti eline. Maraton altta, Fenerium altta maç maç büyük çaplı kavgalar çıkarken bizim tribünümüzdeki kavgalar kötü gösterildi. Aslında nedeni de buydu belki bugünlere gelişimizin. Numaralının Fenerium, kale arkalarının Migros, Telsim olması. Halbuki ne güzeldi "Sosyete ayağa" diye bağırmak ki o sosyete denilenler Galatasaray maçlarında torbalara ne yapardı aşikar. Uzaklaştırıldık. İkiye bölündük. Aziz Yıldırım hastası Fenerbahçeliler ile o kişiler tarafından Fenerbahçeli görülmeyenler olarak. Asla boynumuz eğilmedi. Siz grupçusunuz, rantçısınız diyenlere inatla "Sadece Fenerbahçe" diye bağırdık. Kudurdular bazen ama onlar, yıllar önce Fenerbahçeli görmedikleri adamlarla omuz omuza olanlardı aslında.
Televizyondan çıktı beyefendi bize düşmanken. Alsınlar Telekom altı atlıyolar mı zıplıyolar mı ne yaparlarsa yapsınlar dedi. Kendi taraftarına onlar dedi. Aziz Yıldırım hayranları nefret ediyordu biz ve bizim gibilerinden ama kulislerde Aziz Yıldırım'ın hal ve hareketlerinden haberi olmayanlardı aynı zamanda onlar. Kimse büyük başkan değildir. Başkanı büyük yapan Fenerbahçe'dir. Ama onlar Fenerbahçe'yi büyüttü deyip ironik cümlelerle duygu mastürbasyonu yaparak devam ettiler. Sonra az kaldık. Zamanında sahip olduğumuz koltuklar ayaklarımızın altından çekildi. Düşerken de güldüler. Kalkmasını bildik, onlar aksini düşünürken. Fenerbahçe tribünleri on sene önce mahşer alanıyken şimdi çocuk yuvası oldu. Zamanında orada olacağız diye tirtir titreyerek heyecanla gittiğimiz tribünlerde, şimdiki çocuklar Psp oynar oldu. Kaldıramadık. Çocuğun değildi o suç. Babasının da. Suç onları bu hale getirendi. Ama kahraman gösterildi. Bazı Fenerbahçe taraftarları yıllardır götünü koyacak yer bulamıyormuş gibi davrandı. Öyle bir oturdular ki kalkmak bilmediler. Çekirdek ucuz diye maçtan önce yenirdi mesela. Şimdi tribünlerde portakal soyan soyana. Maraton altta bir sandviç 16 lira.
Olaya derinlemesine inelim haydi. Önce kardeş kardeşe kırıldı falan bunları geçelim girersek çıkamayız. Son zamanlara gelelim. Zamanında benim taraftarıma dokunamazsın diye polisin üzerine yürüyen(olayı bilen bilir, Antalyaspor maçı, yer Antalya. Şimdi nefret ettirdiği adama uygulanan şiddete karşı) "büyük başkan" deplasman bileti kuyruğunda yenilen copları görmedi. Kulüp desteğini çekti deplasmanlar için. Kendi imkanımızla hala yaşadığımızı ve bu yaşamın diğer destekli kulüp taraftarlarından kat kat iyi olduğunu gösterdik. Özel güvenlikler getirdi. Ben 16 yaşımdayken kafam kadar kolu olan adamlar beni iterek burada durma demeye başladı. Çok şükür, onlardan biraz korkumuz olsaydı şu an hala mücadele veriyor olmazdık. Olan oldu bitti. 3 Temmuz geldi. Yıkıldık.
Fenerbahçeli değildik ya hani diğerleri gözünde. Fenerbahçe'ye bu damgayı yapıştıran kimse hesabı sorulacak dedik.Yüz dört yıllık ömründe bir kez adı kirlenmemiş Fenerbahçe'yi bu şekilde damgalayanlar hesabı Fenerbahçe'ye verecek dedik. Devletin oyunu mu? Sandıkta görüşeceğiz dedik. Rakiplerin mi? Tribünlerde görüşeceğiz dedik. Heee başkan şike mi yaptı? Kadıköy'e giremeyecek dedik. Suçlu ilan edildik. Fenerbahçe'yi lekeleyene ceza vereceğiz dedik diye. Sonra ne mi oldu? Yaptıysa da Fenerbahçe için yaptı diyen akıl fukaraları türedi. Fenerbahçeli olmayan bizler maç boyu iki blok ve bir kale arkasında Fenerbahçe diye yırtınırken rahatsız olup Aziz Yıldırım denince ayaklanıp bağırdılar pek muhterem Fenerbahçeliler.
Sonra da sanal medyanın şöhretlileri peydahlandı. Birkaç sene evvel Beşiktaş Dergisi'nde çalışan, Fenerbahçeli olduğunu iddia eden, 5-10 kişi tarafından tanınan Lube Hanım çıktı. Şöhret kazandı, istediğini yaptırıp kendini FBTV'ye aldırdı mesela. Onun gibi çok isim peydahlandı. 12numara.org kuruldu. Adminler oldu internet amigosu. Hakkında cümleler kurmaya bile gerek yok ama tribünün cefasını çeken kim varsa salladılar. Evlerinde oturmanın verdiği keyif ile en yakın dostlarına şaka yoluyla edemeyecekleri küfürleri ettiler bizlere. Vip'den maçlar izleyip, Tv'den izlediğimi söylüyorsunuz ama tribündeydim diyen Lube Ayar kalktı tribün derslerine başladı bir de. Kendi sıfatını bilmeden bizlere sıfat yapıştırmaya kalktı. Yedi ay önce twitter başında follower kovalamak için çekirdek çıtlayıp pür dikkat olan biteni izleyip yorum yapanlar şimdi kral oldular.
Öz eleştiriye gelelim. Tribünde bağırmayanın kafasına tokmak atmanın, bağırmayana atılan o bakışların bittiği, demokratik bir ortama geçtiğimiz gün kaybettik biz. Ayağa kalkmayan Cimbomlu olsun diyerek oturanları kalkmaya teşvik ettiğimiz gün kaybettik. Deplasmana giderken arkamıza sığınanlar, karşımızda rakip olsun hep beraberiz diye korkmuyorken arkadan dost bildiklerimiz vurduğunda kaybettik aslında. Ne mi yapalım. Oturalım abi. Valla oturalım. Ne istiyorlarsa iki maç onu yapalım. O zaman da dönüp küfür ederler niye bağırmıyorsunuz diye. Biz internet çıktığında, Antular, 12numaralar peydahlandığında, Münferit Fenerbahçeliler diye zikko gruplar kurulduğunda kaybettik. Ama maalesef tribünü, mücadeleyi falan değil. Fenerbahçe'yi...
Eskiden koltuğun hakkını vermek vardı... Şimdi parasını vermek. Eskiden koltuğa basmak vardı şimdi önüne Castrol reklamı almak.
Bu arada bakmayın, kaybettik diyoruz da... Söyleyecek çok sözümüz, yapacak çok işimiz var. Asıl kaybeden nezaket. Asıl kaybeden rica. Artık hiçbiri yok.
2 Şubat 2012 Perşembe
21 Aralık 2011 Çarşamba
Üzgünüz, kaybettiniz
Uzun zamandır yazmıyordum. Aslında amacım uzun zamandır yazmamaktı. Şu olaylar bitinceye kadar herhangi bir şeyi kaleme almamayı tercih ettim. Zaten kimine göre güçlü, kimine göre yanlı, kimine göre iğrenç kalemim de tutulmak için bana yalvarmıyordu. Ben konuya döneyim.
3 Temmuz'dan beri birileri hep konuşuyor. 12numara.org'a girmeyin. Komplo teorileri programlarını hayrete düşürecek teorilerle Aziz Yıldırım'ı peygamber yapan mı dersiniz, Ali Koç'un truvaya yol verdiği için deplasman yasağını kaldırması mı dersiniz... Müge Anlı'ya verseniz üç ay kendine gelemez. Neyse herkes konuşuyor demiştik. Haklı olarak teoriler üretiliyor. Bazı rant sağlayacak insanlar, tanımadıkları insanlara söverken, bazıları tanıdıkları halde arkadan konuşuyor. Bazıları Aziz Yıldırım için gün sayarken, bazıları twitter aleminden coşturuyor. Zaten adının duyulmasını isteyen "AYAR" veriyor.
3 Temmuz'da bunun siyasi bir olay olduğunu, Aziz Yıldırım'ın kesinlikle şike yapmadığını, Aziz Yıldırım'ın arkasında durmayanın Fenerbahçeli olmadığını savunanlar peydahlandı biliyorsunuz. Yani mesela ben Aziz Yıldırım'ı sevmediğim için Fenerbahçeli değildim. Hitler'i sevmeyen Alman değildir. Benim en başından beri düşüncem belli idi mesela. Takımın şike yapması umrumda değil. Kulübün adının şikeyle lekelenmiş olması bile o yönetimin istifası için yeterli değil, azami sebeptir. Samandıra, stat, Topuk... Her neyse, sana hiçbiri Fenerbahçe'nin 104 yıllık temiz mazisini şikeyle kirletme hakkını vermez veremez. On senedir değilsin diye uyardığımız "kulübün sahibiyim" ayaklarının ceremesini çekiyoruz. "Sikerim Fenerbahçe'yi" diyebilecek kadar olduysan sana diyecek laf yok da zaten ben asıl senden çok senci olanları seviyorum. "Ne var şike yaptıysa Fener için yaptı" ne demek lan? "Bir kere de o hata yapsın" ne demek? "Hata olacaksa, o yapsın" ne demek?
Yine lafımıza gelelim. Fenerbahçe isminin şike ile karışmış olması bile yeterlidir. İnsanların aklında "acaba?" sorusu olması bile yeterlidir, yönetim komple istifa etmelidir, Fenerbahçe bir alt ligden başlamalıdır. Zaten bunu savunuyorduk değil mi?
Ah sevgili Ali Koç... Sen ne açıklama yaptın? Bizi düşürün demedin mi? Biz bir alt ligden başlayalım demedin mi? Antu, sen demedin mi bu kadro kimsede yok diye... GFB yada bir muhalif çıkıp da laf edince sanaldan kovalamalarınızı bir kenara bırakın 12numara. Madem bu kadroda onur var, gurur var, şeref var... Laflarınızı unutmayacaksınız. Yemeyeceksiniz. 3 Temmuz'dan beri aldığınız nefesi hatırlayacaksınız. Bugün çıkıp da 58. madde değişsin diye talepte bulunmayacaksınız. Düşürün diyeceksiniz. Yazın nasıl "Götünüz yiyorsa bu takımı düşürün" diye bağırıyorsanız, şimdi Aziz Başgaaan diye bağırıp Nihat'a sövmeyeceksiniz. O Nihat'ın elini kolunu sallamasının asıl nedeninin Aziz Yıldırım olduğunu, o 58. karar değişsin açıklamasını Aziz Yıldırım'ın yaptırdığını bileceksin. İşkembeden sallamayacaksın. Bugün Nihat Özdemir istifa diyorsan, Ali koç istifa, Temelli istifa, Yıldırım istifa, yönetim istifa diye bağıracaksın.
Bundan sonra gerçek mücadele var sokakta. Rakiple değil. Kendi içimizde. Kendi içimizdekileri ayıklayana kadar, tekrar Fenerbahçe olana kadar mücadeleye devam. Ne sahadaki futbol kimsenin umurunda bundan sonra, ne yapılan tesisler. Ne içerdeki adam, ne dışardaki oyuncak. Temizlik bitmeden Fenerbahçe'den uzağız. Tüm tribün Aziz Yıldırım değil, Alex De Souza değil, Fenerbahçe sen çok yaşa diye bağırmadığı sürece, Nihat Özdemir'i, Ali Koç'u, komple yönetimi istifaya çağırmadığı sürece, o stattan aklanana kadar Aziz Yıldırım pankartları inmediği sürece Fenerbahçe yok, Azizyıldırımspor var.
Fenerbahçe tarihinin belki de en güzel kadrosu dağıldı. Umurumda değil. bozulmayan kale defans ortasaha hattına güzel bir ön libero, forvete Emenike... Avrupa'yı sallardık? Umurumda değil. Kadro, Fenerbahçe'nin kadrosudur. Tribünden Veysel oynasa, yine hakkını verir.
Fenerbahçe belki de en güzel kenetlenmeyi yaşamıştı? Umurumda değil. Fenerbahçe için yine herkes kenetlenmeyi bilir. Söz konusu Fenerbahçe ise ne ala...
Fenerbahçe artık benliğini geri kazanmalı. "Yaptıysa Fenerbahçe için yaptı" diyen adama, "Sikerim Fenerbahçe'yi" diyen başkana, sözünde durmayan yönetime, sözünü unutan taraftara, çok derinlerden "S*ktirip gider misin?" deme zamanı geldi. Tribünler yine pislik olsun. Yöneticilerimiz yine Galatasaray bayrağından kolunu soksun. Yine sahaya Rambo atlasın. Yine sahaya yumurta atılsın, stat 2 maç kapansın. Bu geçiş döneminde ne olacaksa, ne pislik olacaksa olsun... Yeni bir yönetim, yeni bir bakış gelsin Fenerbahçe eskiye dönsün. Biz başarıyı değil, benliğimizi seviyoruz. Gururu bizlere yeter diyorsak, başarıya aç değil kendimize aç olalım.
Bazı tribün gruplarımız... Siz de rantı bir kenara bırakın. Bazı twitter ünlüleri... Takipçi kazanacağım diye GFB'ye sallayacağınıza, onu geçtim hakaret edercesine onu karşımızdakilerle aynı kefeye koyacağınıza aynaya bakın. Kadın olmanızın önemi yok. Fenerbahçeli Fenerbahçeli'dir ama GFB tribün yapamıyor yea diyeceğinize 3 Temmuz'dan önce sizi kaç kişi tanıyordu şimdi kaç kişi tanıyor bir gözden geçirin sonra da tribün yapamıyor yea dediğiniz adamların yaşları kadar maça gittiniz mi onu hesaplayın sonra konuşun. "AYAR" vermeye gerek yok.
Bu arada mensubu olduğum "Üniversiteli Genç FENERBAHÇELİLER" 10. yılını kutluyor. Bu kutlamalar ışığında, Bursa'da yaptığı koreografi ile büyük bir adımı attı. Kutlu olsun.
3 Temmuz'dan beri birileri hep konuşuyor. 12numara.org'a girmeyin. Komplo teorileri programlarını hayrete düşürecek teorilerle Aziz Yıldırım'ı peygamber yapan mı dersiniz, Ali Koç'un truvaya yol verdiği için deplasman yasağını kaldırması mı dersiniz... Müge Anlı'ya verseniz üç ay kendine gelemez. Neyse herkes konuşuyor demiştik. Haklı olarak teoriler üretiliyor. Bazı rant sağlayacak insanlar, tanımadıkları insanlara söverken, bazıları tanıdıkları halde arkadan konuşuyor. Bazıları Aziz Yıldırım için gün sayarken, bazıları twitter aleminden coşturuyor. Zaten adının duyulmasını isteyen "AYAR" veriyor.
3 Temmuz'da bunun siyasi bir olay olduğunu, Aziz Yıldırım'ın kesinlikle şike yapmadığını, Aziz Yıldırım'ın arkasında durmayanın Fenerbahçeli olmadığını savunanlar peydahlandı biliyorsunuz. Yani mesela ben Aziz Yıldırım'ı sevmediğim için Fenerbahçeli değildim. Hitler'i sevmeyen Alman değildir. Benim en başından beri düşüncem belli idi mesela. Takımın şike yapması umrumda değil. Kulübün adının şikeyle lekelenmiş olması bile o yönetimin istifası için yeterli değil, azami sebeptir. Samandıra, stat, Topuk... Her neyse, sana hiçbiri Fenerbahçe'nin 104 yıllık temiz mazisini şikeyle kirletme hakkını vermez veremez. On senedir değilsin diye uyardığımız "kulübün sahibiyim" ayaklarının ceremesini çekiyoruz. "Sikerim Fenerbahçe'yi" diyebilecek kadar olduysan sana diyecek laf yok da zaten ben asıl senden çok senci olanları seviyorum. "Ne var şike yaptıysa Fener için yaptı" ne demek lan? "Bir kere de o hata yapsın" ne demek? "Hata olacaksa, o yapsın" ne demek?
Yine lafımıza gelelim. Fenerbahçe isminin şike ile karışmış olması bile yeterlidir. İnsanların aklında "acaba?" sorusu olması bile yeterlidir, yönetim komple istifa etmelidir, Fenerbahçe bir alt ligden başlamalıdır. Zaten bunu savunuyorduk değil mi?
Ah sevgili Ali Koç... Sen ne açıklama yaptın? Bizi düşürün demedin mi? Biz bir alt ligden başlayalım demedin mi? Antu, sen demedin mi bu kadro kimsede yok diye... GFB yada bir muhalif çıkıp da laf edince sanaldan kovalamalarınızı bir kenara bırakın 12numara. Madem bu kadroda onur var, gurur var, şeref var... Laflarınızı unutmayacaksınız. Yemeyeceksiniz. 3 Temmuz'dan beri aldığınız nefesi hatırlayacaksınız. Bugün çıkıp da 58. madde değişsin diye talepte bulunmayacaksınız. Düşürün diyeceksiniz. Yazın nasıl "Götünüz yiyorsa bu takımı düşürün" diye bağırıyorsanız, şimdi Aziz Başgaaan diye bağırıp Nihat'a sövmeyeceksiniz. O Nihat'ın elini kolunu sallamasının asıl nedeninin Aziz Yıldırım olduğunu, o 58. karar değişsin açıklamasını Aziz Yıldırım'ın yaptırdığını bileceksin. İşkembeden sallamayacaksın. Bugün Nihat Özdemir istifa diyorsan, Ali koç istifa, Temelli istifa, Yıldırım istifa, yönetim istifa diye bağıracaksın.
Bundan sonra gerçek mücadele var sokakta. Rakiple değil. Kendi içimizde. Kendi içimizdekileri ayıklayana kadar, tekrar Fenerbahçe olana kadar mücadeleye devam. Ne sahadaki futbol kimsenin umurunda bundan sonra, ne yapılan tesisler. Ne içerdeki adam, ne dışardaki oyuncak. Temizlik bitmeden Fenerbahçe'den uzağız. Tüm tribün Aziz Yıldırım değil, Alex De Souza değil, Fenerbahçe sen çok yaşa diye bağırmadığı sürece, Nihat Özdemir'i, Ali Koç'u, komple yönetimi istifaya çağırmadığı sürece, o stattan aklanana kadar Aziz Yıldırım pankartları inmediği sürece Fenerbahçe yok, Azizyıldırımspor var.
Fenerbahçe tarihinin belki de en güzel kadrosu dağıldı. Umurumda değil. bozulmayan kale defans ortasaha hattına güzel bir ön libero, forvete Emenike... Avrupa'yı sallardık? Umurumda değil. Kadro, Fenerbahçe'nin kadrosudur. Tribünden Veysel oynasa, yine hakkını verir.
Fenerbahçe belki de en güzel kenetlenmeyi yaşamıştı? Umurumda değil. Fenerbahçe için yine herkes kenetlenmeyi bilir. Söz konusu Fenerbahçe ise ne ala...
Fenerbahçe artık benliğini geri kazanmalı. "Yaptıysa Fenerbahçe için yaptı" diyen adama, "Sikerim Fenerbahçe'yi" diyen başkana, sözünde durmayan yönetime, sözünü unutan taraftara, çok derinlerden "S*ktirip gider misin?" deme zamanı geldi. Tribünler yine pislik olsun. Yöneticilerimiz yine Galatasaray bayrağından kolunu soksun. Yine sahaya Rambo atlasın. Yine sahaya yumurta atılsın, stat 2 maç kapansın. Bu geçiş döneminde ne olacaksa, ne pislik olacaksa olsun... Yeni bir yönetim, yeni bir bakış gelsin Fenerbahçe eskiye dönsün. Biz başarıyı değil, benliğimizi seviyoruz. Gururu bizlere yeter diyorsak, başarıya aç değil kendimize aç olalım.
Bazı tribün gruplarımız... Siz de rantı bir kenara bırakın. Bazı twitter ünlüleri... Takipçi kazanacağım diye GFB'ye sallayacağınıza, onu geçtim hakaret edercesine onu karşımızdakilerle aynı kefeye koyacağınıza aynaya bakın. Kadın olmanızın önemi yok. Fenerbahçeli Fenerbahçeli'dir ama GFB tribün yapamıyor yea diyeceğinize 3 Temmuz'dan önce sizi kaç kişi tanıyordu şimdi kaç kişi tanıyor bir gözden geçirin sonra da tribün yapamıyor yea dediğiniz adamların yaşları kadar maça gittiniz mi onu hesaplayın sonra konuşun. "AYAR" vermeye gerek yok.
Bu arada mensubu olduğum "Üniversiteli Genç FENERBAHÇELİLER" 10. yılını kutluyor. Bu kutlamalar ışığında, Bursa'da yaptığı koreografi ile büyük bir adımı attı. Kutlu olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)